Prof. Dr. Füsun Şahin’in yeni yazısı. – Denizli Haber Denizli Güncel https://yirmihaber.com Denizli Haber Sun, 07 Mar 2021 22:15:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.4.5 Akupunktur tedavisi hakkında https://yirmihaber.com/akupunktur-tedavisi-hakkinda/ https://yirmihaber.com/akupunktur-tedavisi-hakkinda/#respond Sun, 07 Mar 2021 22:15:39 +0000 https://yirmihaber.com/?p=2592 Akupunktur tedavisi günümüzde giderek popüler hale gelen hemen herkesin bir şekilde duyduğu bir tedavi şeklidir. Aslında 5000 yıllık kadim bir teşhis ve tedavi sanatı olarak Çin’de geliştirilmiş bir yöntemdir. Geleneksel..

The post Akupunktur tedavisi hakkında first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
Akupunktur tedavisi günümüzde giderek popüler hale gelen hemen herkesin bir şekilde duyduğu bir tedavi şeklidir. Aslında 5000 yıllık kadim bir teşhis ve tedavi sanatı olarak Çin’de geliştirilmiş bir yöntemdir. Geleneksel Çin Tıbbı olarak tanılanan bu yöntemin modern metotlarla da etkinliği ortaya konmuş, pek çok hastalıkta kullanılması öneri rehberlerine girmiştir.

Geleneksel Çin Tıbbı’na göre bedende Qi(Çi) adı verilen hayat enerjisi meridyen adı verilen kanallarla vücutta dolaşmaktadır. Bu enerji kişinin kendine ait bir kaynağın yanı sıra nefes ile alınan oksijen ve yenen yiyeceklerle beslenir. Enerji düzgün akarsa beden sistemi düzgün çalışır. Bu sistemlerde enerji blokaya uğrarsa, düzgün ilerleyemezse, durağanlaşırsa sistem bozulur ve hastalıklar ortaya çıkar. Meridyen adı verilen kanallarda tanımlanmış özel noktalara iğneler batırılarak enerjinin düzgün akmasının sağlanması tedavinin temelini oluşturur.

Modern tıp bakış açısıyla değerlendirildiğinde akupunktur noktalarının kan damarları ve sinir sonlanmalarından zengin noktalar olduğu ve bu noktalara iğne ile yapılan uyarım sonucu sinir iletiminin ve kan akımının düzenlendiği, bu şekilde bedenin kendini iyileştirme mekanizmasının desteklendiği şeklinde açıklama yapılmaktadır.

Akupunktur uygulaması tek kullanımlık steril çelik iğnelerle yapılır. Hastanın ve hastalığın özelliğine göre tanımlanmış noktalara önerilen kombinasyonlarda iğneler batırılarak 20 dakika beklenir. Tedavi vücudun hem ön hem de arka yüzünden yapılmalıdır. Yani sırt üstü yapılan tedavide hasta 20 dakika bekledikten sonra yüz üstü çevrilerek yine uygun kombinasyonda iğnelenmeli ve 20 dakika daha yatırılmalıdır.

Seansların haftada 2 yapılması önerilmektedir. Akupunktur tedavisinin etkili veya etkisiz olup olmadığının belirlenmesi için en az 4-6 seans tedavi yapılmalıdır. Örneğin 6 seans sonunda hastada hiçbir düzelme yoksa teşhis veya tedavinin uygunluğu tekrar değerlendirilmelidir. Toplam seans sayısı ise hastanın belirtilerinin kontrol altına alınması takip edilerek belirlenir. Bazı hastalar 8-10 seansta iyileşirken bazı hastalara 20 seansa kadar tedavi uzatılabilmektedir.

Akupunktur sadece vücuda değil kulağa, saç derisine gibi mikrosistem denen vücudun tüm doku ve organlarının temsil edildiği bölgelere de yapılabilir. Genellikle vücut ve kulak akupunkturu birlikte yapılması tercih edilir. Bu uygulama ile tedavi etkinliği arttırılır. Ayrıca elektroakupunktur denen yöntemle vücuda batırılan iğnelere konan küçük elektrodlarla alçak frekanslı düşük yoğunluklu elektriksel akım uygulanarak tedavi etkinliği arttırılabilir.

Akupunktur kas iskelet sisteminin hemen hemen tüm ağrılı durumlarında kullanılabilir. Kireçlenmeler, bel, sırt, boyun ağrıları, omuz ağrıları ve kas sıkışmaları örnek olarak verilebilir.  Akupunktur ile sağlanan sakinleşme ve antidepresan etki hastaların uykularının ve ruh durumlarının düzelmesine yardımcı olur. Bu etkiler sayesinde akupunktur örneğin sınav döneminde yaşanan gerginlik, endişe, huzursuzluk durumlarında son derece başarılı olarak kullanılmaktadır.

Akupunktur ile bağışıklık sistemi desteklenir. Bu sayede enfeksiyon hastalıklarından korunma mümkün olabildiği gibi akupunktur bağışıklık sisteminde yaptığı düzenleme ile iltihaplı romatizmal hastalıklarda da kullanılabilir.

Akupunkturun özellikle hormonal hastalıklarda etkili olduğu bilinmektedir. Bu hastalıklar; ağrılı adet durumları ve adet düzensizlikleri,  infertilite, polikistikoversendromu olarak sıralanabilir. Pek çok infertilite ve tüp bebek merkezi tüp bebek öncesi akupunkturu önermekte ve kullanmaktadır. Polikistikoversendromunda sadece adetlerin düzene girmesi değil akupunktur ile aknelerin giderilmesi, saç dökülmesinin azaltılması, kan lipid oranlarının düzenlenmesin sağlandığına ait yayınlar bulunmaktadır.

Akupunktur ayrıca irritabl barsak sendromu gibi iç organların disfonksiyonel hastalıklarında da etkili bir şekilde kullanılabilmektedir.  Barsak gıda duyarlılığının saptanarak diyet düzenlenmesi yapılması ve düzenli akupunktur seansları ile tedavi sağlanabilmektedir.

Akupunkturun bir diğer başarılı olduğu hastalık grubu her tip migren ve baş ağrısıdır. Literatürde bu konu ile ilgili pek çok çalışma olup iyi bir değerlendirme ile ek faktörlerin giderilmesi ve düzenli akupunktur seansları hastalara ciddi faydalar sağlayabilmektedir.

Her türlü nöropatik durum; sinir sıkışması (karpal tünel sendromu gibi), trigeminal nevralji, diabetiknöropatiler, huzursuz bacak sendromu, vertigo akupunkturun tedavi alanı içindedir.
Akupunktur aynı zamanda bağımlılık hastalarında da kullanılabilir. Bu amaçla kilo verme ve sigara alışkanlığından kurtulma hastaları akupunkturdan faydalanabilirler.

Akupunktur organ yetmezliklerinde, genetik hastalıklarda, akut apandisit gibi ameliyat gerektiren durumlarda, yapısal deformitelerde etkili olamamaktadır.

Gebelik kusmalarında uygun noktalara dikkatli uygulama ile çok başarılı sonuçlar alınmakla beraber gebelerde ve epilepsi hastalarında nokta seçiminde çok dikkatli olunmalıdır.

Dikkatli uygulamada herhangi bir yan etkisi olmayan akupunktur güvenli, kolay, etkili bir tedavi olarak önerilen bir tedavi şeklidir.

Sağlıkla kalmanız dileğiyle.

Prof. Dr. Füsun Şahin

The post Akupunktur tedavisi hakkında first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
https://yirmihaber.com/akupunktur-tedavisi-hakkinda/feed/ 0
Huzursuz Bacak Sendromu (HBS) https://yirmihaber.com/huzursuz-bacak-sendromu-hbs/ https://yirmihaber.com/huzursuz-bacak-sendromu-hbs/#respond Sun, 20 Dec 2020 23:36:27 +0000 https://yirmihaber.com/?p=2079 Huzursuz Bacak Sendromu (HBS), bacakları hareket ettirme dürtüsü veya ihtiyacı ile ortaya çıkan, anormal duyulara karakterize, kronik, ilerleyici bir hareket bozukluğudur. Yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkan bu hastalık kadınları daha çok..

The post Huzursuz Bacak Sendromu (HBS) first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
Huzursuz Bacak Sendromu (HBS), bacakları hareket ettirme dürtüsü veya ihtiyacı ile ortaya çıkan, anormal duyulara karakterize, kronik, ilerleyici bir hareket bozukluğudur.

Yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkan bu hastalık kadınları daha çok etkiler. Şikayetler geceleri ortaya çıkar ve hastalar bacaklarında tarif etmekte zorlandıkları huzursuzluk hissi, acıma, yanma gibi şikayetlerle uyumakta zorlanırlar. Yataktan kalkıp dolaşır, bacaklarını hareket ettirir, masaj yapar ya da bacaklarını ıslatırlar. Hastalar gündüzleri rahat olsa da bazen uzun süre oturmalarını gerektiren uzun yolculuklar, sinema/tiyatro aktivitelerinde bu şikayetler görülebilir. Huzursuz Bacak Sendromundaki bu rahatsızlık ve bacaklarını kıpırdatma isteği geceleri ortaya çıkan ve istemsiz bir şekilde bacakların hareket ettirildiği “Periyodik Bacak Hareket Bozukluğu” tablosundan ayrılmalıdır. Bu bozuklukta hasta gece uyuduğunda farkına varmadan bacaklarını hareket ettirir, huzursuzluk görülmez.Gece krampları ile de karışabilir. Gece krampları genellikle alt bacağın arkasındaki kasları tutar ve germe ile geçer. Çok nadir görülen  “Ağrılı Bacak, Hareketli Parmak Sendromu” ile de ayrım yapılmalıdır. Bunda ayakların birinde veya her ikisinde ciddi ağrı ve yanma, ayak baş parmaklarında buna eşlik eden tekrarlayıcı hareketler görülür. Ancak Huzursuz Bacak Sendromundan farklı olarak, geceleri kötüleşmez ve hareketle düzelmez.

Huzursuz Bacak Sendromu demir eksikliği, gebelik, börek yetmezliği, iltihaplı romatizmal hastalıklar, şeker hastalığı, multiple skleroz gibi hastalıklara ikincil olarak ortaya çıktığından bu hastalıkların ayrımının yapılması şarttır. Bu sebeple dikkatli bir nörolojik muayene, laboratuar değerlendirmesi yapılmalıdır. Bacaklardaki atardamar ve toplardamarların da incelenmesi gerekebilir. Nöropatik ağrı denilen sinir tutulumuna bağlı da benzer şikayetler çıkabildiğinden EMG tetkiki ile de değerlendirmek gerekebilir. Kullanılan ilaçların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi de gerekir özellikle nöroleptik denen ilaç grubunu kullananlarda görülebilir. Buna rağmen pek çok hastada neden saptanamaz. Nadiren genetik geçiş bildirilmiştir.

Huzursuz Bacak Sendromunun Parkinson Hastalığı gibi dopamin sistemindeki bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Hastanın geceleri yaşadığı şikayetler nedeniyle uyku kalitesi bozulur ve kronik yorgunluk şikayetleri ile beraber yaşam kalitesinde bozukluklar ortaya çıkar.

Tedavide ilaç tedavisi ve diğer tamamlayıcı tıp yöntemleri kullanılabilir. İlaç tedavisinde Parkinson hastalığında kullanılan dopaminerjik ilaçların gece kullanılması önerilir. Bunun dışında bazı epilepsi ilaçları ve sakinleştiriciler de kullanılabilir.

Tamamlayıcı tıp yöntemleri olan akupunktur, nöralterapi hastanın uyku kalitesini arttırarak, bacaklardaki kan dolaşımını düzenleyerek oldukça etkili sonuçlar verir. Bir diğer tamamlayıcı tıp yöntemi olan ozon tedavisi hastalardaki antioksidan mekanizmayı harekete geçirerek ve dolaşımı düzenleyerek başarılı sonuçlar sağlayabilmektedir.

Hastanın demir düzeylerinin, Vitamin D ve B12 düzeylerinin de tespit edilmesi ve gereğinde desteklenmesi önerilir.

Bu yöntemlerin yanı sıra hastalara gevşeme yöntemleri öğretilmeli, düzenli egzersiz yapmaları sağlanmalıdır. Basit bir yürüyüşten yüzmeye, özellikle germe egzersizlerine kadar pek çok egzersiz türü Huzursuz Bacak Sendromlu hastalarda denemiş ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Hastanın sevdiği egzersizi yapması esastır.

Yoga da kendine özgü duruşları, nefes çalışması, gevşeme metodları ile hem germe güçlendirme hem de gevşeme sağlayan çok faydalanılan yöntemlerden biridir. Bazı hastalar genel veya sadece bacakları içeren medikal masaj uygulamalarından faydalandıklarını da belirtmektedirler.

Pek çok hastalıkta olduğu gibi Huzursuz Bacak Sendromunda da beslenme önemlidir. Hastaların alkol, sigara, kafein, çikolatadan uzak durmaları önerilir. Akşam geç saatte ve ağır yemeklerden akşam öğünlerinde kaçınmalıdır. Yatmadan önce melisa, papatya çayı gibi sakinleştirici çaylar içilebilir.

Sağlıkla kalmanız dileğiyle.

The post Huzursuz Bacak Sendromu (HBS) first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
https://yirmihaber.com/huzursuz-bacak-sendromu-hbs/feed/ 0
Ellerde ağrı, uyuşma: Karpal tünel sendromu https://yirmihaber.com/ellerde-agri-uyusma-karpal-tunel-sendromu/ https://yirmihaber.com/ellerde-agri-uyusma-karpal-tunel-sendromu/#respond Mon, 23 Nov 2020 18:09:34 +0000 https://yirmihaber.com/?p=1932 Karpal Tünel Sendromu el bileği düzeyinde “median sinir” adı verilen bir sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Hasta elinde ağrı, uyuşma, karıncalanma ve hatta beceri kaybı ile gelebilir. Şikayetler..

The post Ellerde ağrı, uyuşma: Karpal tünel sendromu first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
Karpal Tünel Sendromu el bileği düzeyinde “median sinir” adı verilen bir sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Hasta elinde ağrı, uyuşma, karıncalanma ve hatta beceri kaybı ile gelebilir. Şikayetler özellikle geceleri hastayı uyandırabilir. Gündüz ise ilerleyen çalışma saatlerinde dayanılmaz ağrılara neden olabilir.

Öncelikle bu “median siniri” tanıyalım. Median sinir bilek bölgemizden geçerek elimizin ilk 3 parmağının ve 4. Parmağın (yüzük parmağının) yarısının cilt duyusunu sağlayan bir sinirdir. Ayrıca el fonksiyonlarında çok önemli görevi olan başparmağın pek çok hareketlerini gerçekleştiren kasların beslenmesini sağlar. Bu sinir el parmaklarına giden kirişlerin arasında bilek bölgesinden geçerek ele ulaşır. İşte bu bölgede baskı altında kalırsa, iletiminde bozukluk yaşanırsa Karpal Tünel Sendromu denen hastalık gelişir.

Bu sinir neden baskı altında kalır? İlk aşamada akla gelen aşırı kullanım durumlarıdır. Bileğin yukarı aşağı hareketlerinde sinirin geçtiği alandaki basınç değişiklikleri sinirin baskı altında kalmasına neden olur. Bileğini çok kullanmak zorunda kalanlar, ellere zorlayıcı hareketlerde bulunan işlerde çalışanlar risk altındadır. Özellikle bilgisayarda çalışanlarındaaşçılarda, devamlı yazı yazmak zorunda kalanlarda, dokuma, el işi gibi ellerini ve bileklerini çok kullananlarda sık görülür.

Bir diğer önemli sebep hormonal sebeplerdir. Bunun en çarpıcı örneği ise gebeliktir. Gebelik sırasında hormonal nedenlerle yumuşak dokularda gerçekleşen ödem (su toplanması) tablosu sinirin geçtiği alanda baskı altında kalmasına neden olur. Bunun dışında hipotiroidi (guatr bezinin az çalışması), menopoz gibi hormonal faktörler de bu hastalığa neden olabilir.

Hormonal etkenlerin yanı sıra metabolik bozukluklar da median sinirde iletim bozukluklarına neden olabilir. Şeker hastalığında, kronik böbrek yetmezliğinde sinir kılıfında biriken bazı maddeler, kemoterapi gibi tedaviler nedeniyle de sinirin iletiminde bozukluk yaşanır ve Karpal Tünel Sendromu ortaya çıkabilir.

Bilek bölgesini ilgilendiren kırık, çıkık, yumuşak doku yaralanmaları da bir diğer faktördür. Bazen kırık iyileşmesinde sinirin geçtiği bölgeye doğru kaynama dokusunun oluşması, bu bölgedeki kemiklerin dizilim bozuklukları, yumuşak doku iyileşmesi sırasında gelişen artmış nedbe dokuları da sinirin geçtiği bölgede sıkışmasına neden olabilmektedir.

El bileğini tutan iltihaplı romatizmal hastalıklarda da (RomatoidArtrit gibi) bilek bölgesindeki eklemlerde, kirişlerde gerçekleşen şişlikler sinire baskı oluşturabilmektedir.

Nedenleri böyle sıralamakla beraber hiçbir nedenin bulunamadığı da sıktır ve bu tabloya idiopatik (sebebi bilinmeyen) Karpal Tünel Sendromu ismi verilir ki tabloların pek çoğu da bu gruba girer.

Karpal Tünel Sendromu toplumun yaklaşık %2 oranında saptanır, kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür ve 40-60 yaşlar en sık rastlandığı yaşlardır. Dominant elde (solaklarda sol, sağ elini kullananlarda sağ taraf gibi) nispeten daha sık görülmektedir.

Bilek kanalında hareketsizlikle ödem artar ve hastalar özellikle gece uykularından ellerinde uyuşma ile uyanırlar. Gece kalkıp ellerin sallanması ile rahatlama hissi oldukça tipik bir belirtidir. Elde, ön kolda hatta dirseğin üst taraflarına kadar ağrının yayıldığı hastalar görülebilmektedir. Elde ince beceri gerektiren düğme ilikleme gibi işlerde becerisizlik görülebilir ki bu durum ileri hastalık belirtisidir.

Teşhisi koyarken sinirin bilekten geçtiği bölgede basıncı arttıran manevralar yaptırılarak belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığına bakılır. Boyun, omuz, dirsek, el bileği muayenesinin dikkatle yapılarak olası diğer nedenler dışlanmalıdır.  Kol ve elin nörolojik muayenesinin dikkatle yapılıp sinirin beslediği kaslarda güçsüzlük olup olmadığı tespit edilmelidir. Çünkü bu kaslarda güçsüzlük varsa (kısmi felç) hastanın hemen ameliyat edilip sinirin geçtiği bölgedeki baskının azaltılması, sinirin serbestleştirilmesi gerekir. Aksi halde güçsüzlük kalıcı olabilir. Kalıcı güçsüzlük olması hastanın el becerilerinde ciddi bozukluğa neden olacağından önemlidir. Yine sinirin beslediği cilt alanındaki his kayıpları da iyi değerlendirilmelidir. Çünkü ilk 3 parmağın hissinin azalması da beceri kaybına neden olabilir, hasta iyi hissetmediği için elini yaralama riski artar.

En kıymetli teşhis metodu EMG (elektronöromyografi)’dir. Bu tetkikte orta ve ağır tutulum olan hastalar ameliyat açısından dikkatli değerlendirilmelidir. Yukarıda belirttiğimiz gibi ağır tutulum ve kas gücü kaybında olası el beceri kayıplarından hastanın korunması önemlidir. Hastada ameliyat gereği yoksa tedaviye bileği dinlendirilerek başlanır. Bileği sabit tutan bir cihaz (el bileği istirahat ateli) en az 3 hafta kullanılmalıdır. Bu 3 haftanın yarısında atel hem gece hem gündüz, diğer yarısında sadece gece kullanılmalıdır. Bunun yanı sıra fizik tedavimetodları, lokal ozon veya kortizon uygulamaları, nöral terapi, akupunktur, elektroakupunktur, median sinir germe egzersizleri, kirişleri kaydırma egzersizlerinden oluşan tedavi kombinasyonları da oldukça iyi sonuçlar sağlar.

Tüm bu tedavi çabalarının yanında günlük yaşamda median siniri ve içinde bulunduğu bölgenin baskı altında kalmaması için bazı önlemlere de dikkat edilmelidir. Örneğin bilgisayar çalışanları veya eli ile ince işler yapan kişiler 30 dk çalışma süresi sonunda 3-5 dk. dinlenmeli, bileğine nazik dairesel hareketler, elleri yumruk yapıp açma egzersizleri yapmalıdır. Bilgisayar klavyelerinin ergonomik modellerinin kullanılması, destekli mousepadler de çalışma donanımına eklenebilir. Çalışırken bilek ateli kullanmak bileğin uygunsuz hareketini engelleyecektir. El aletleri ile çalışanlar aletlerin saplarını kalınlaştırmalı, farklı aletlerle çalışarak tutma ve hareket paterninin değişmesini sağlamalıdır.

Hormonal hastalığı olanlar dikkatli bir takiple hormon düzeylerinin normal olmasını sağlamalıdır. Kan şekeri ve kilo kontrolü Karpal Tünel Sendromunda da etkili yöntemlerdir.

Umarım bu bilgiler Karpal Tünel Sendromu hastalığınız varsa hastalığın kontrolünde sizlere yardımcı olmuştur.

Sağlıkla kalmanız dileğiyle.

Prof. Dr. Füsun Şahin 

Soru ve görüşleriniz için;

fsnsahin@hotmail.com 

0533 503 40 13 

 

 

The post Ellerde ağrı, uyuşma: Karpal tünel sendromu first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
https://yirmihaber.com/ellerde-agri-uyusma-karpal-tunel-sendromu/feed/ 0
Diz Kireçlenmesinde Diz İçine Yapılan Tedaviler https://yirmihaber.com/diz-kireclenmesinde-diz-icine-yapilan-tedaviler/ https://yirmihaber.com/diz-kireclenmesinde-diz-icine-yapilan-tedaviler/#respond Sun, 08 Nov 2020 19:53:39 +0000 https://yirmihaber.com/?p=1810 Diz kireçlenmeleri çok yaygın görülen bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Diz eklemi yük taşıyan bir eklem olduğu için hastanın hareket yeteneğini bozar, yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Ağrı genellikle kronik(süreğen) karakterde..

The post Diz Kireçlenmesinde Diz İçine Yapılan Tedaviler first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
Diz kireçlenmeleri çok yaygın görülen bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Diz eklemi yük taşıyan bir eklem olduğu için hastanın hareket yeteneğini bozar, yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Ağrı genellikle kronik(süreğen) karakterde olduğu içinde hastanın devamlı bir tedavi arayışı içine sokar. Bu arayış içinde diz içine yapılan tedaviler hastalara önerilir. Gördüğümüz kadarıyla bu öneriler hastaların aklını biraz karıştırıyor.

Diz içine hangi müdahaleler yapılabilirşimdi bunu aydınlatmaya çalışalım:

Diz içine yapılan ve hastaların en korktuğu uygulama kortizon iğneleridir. Hasta bu uygulama ile şişmanlayacağını, ödem toplayacağını, tansiyonunun veya şekerinin yükseleceği endişesi taşır. Kemik erimesi gelişeceğinden endişe duyan hasta da gördüm. Bunlar olabilir mi? Evet olabilir. Ama herkeste olacak diye bir şey de yok. Önemli olan kortizon yapılacak hastanın iyi seçilmesidir. Eğer bir hastanın dizinde sıvı toplanmışsa dizde kuvvetli bir yangısal reaksiyon var demektir. Diz sıcak hissedilir ve hareketle, üzerine basma ile ağrı gerçekleşir. İlk yapılması gereken bu yangının iltihaplı romatizma hastalığına veya enfeksiyona bağlı olup olmadığının anlaşılması için kandan romatizma testlerine bakılmasıdır. İltihaplı romatizma yoksa yangısal reaksiyona bağlı bu sıvının orada bulunması bir anlamda dizin daha da hasarlanmaya gitmesi demektir. Bu sıvının uzaklaştırılması için antiromatizmal ilaçlar, istirahat ve buz uygulamaları ile tedaviye başlanır. Ama bazen bu yöntemlerle dizi yatıştırmak mümkün olmaz. O zaman dizin içine kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Yapılan bu kortizon bir defaya mahsus olduğu için yan etki olasılığı düşüktür. Ama yine de kontrolsüz yüksek tansiyonu olan, açlık kan şekeri 200’ün üzerinde olan hastalarda yapılmamalı veya dikkatle yakından takip edilmelidir. Enjeksiyon sonrası yapılan ilaca bağlı olarak şeker ve tuzun kaç gün azaltılacağı hekim tarafından bildirilir. İyileşme hızlı gerçekleşir ancak etki genellikle 4-6 hafta sürer. Bu zaman içinde diğer tedavilerle ağrı kontrolünün yapılması gerekir.

Bir diğer tedavi şekli PRP (PlateletRichPlazma) (trombositten zengin serum) tedavisidir. Hastanın kendi kanındaki kan pulcuklarının yoğunlaştırıp alınması ve ekleme verilmesi esasına dayanır. Hastanın kolundan kan alınır işlemden geçirilir, kan pulcuklarının biriktiği katman alınır ve bir enjektör aracılığı ile dizin içine verilir. Kan pulcukları aslında kan pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerdir. Vücutta herhangi bir yerde yaralanma olduğunda bu hücreler oraya birikir ve yara iyileşme sürecini başlatır. İşte tam bu nedenle kireçlenme hastalarında kullanılır.

Kireçlenme hastalarında hem eklem kıkırdağı hem de eklem içindeki menisküs, bağ gibi yumuşak dokular hasar görür. Kan pulcuklarını yoğun bir şekilde eklem içine verince hasarlı doku ile temas eden pulcuklardan yara iyileşmesini sağlayan ve yara iyileşmesini sağlayan diğer faktörleri çeken maddeler salgılanır. Böylece hasarlı bölgelerin tamiri sağlanır. Tamir süreci yaklaşık 3 hafta sürer. İlk uygulama sonrası 3-5 gün ağrıda hafif artış olabilir. Bu tamamen iyileşme sürecinin başlaması ile ilgilidir. Üçüncü haftanın sonunda ağrı tam geçmemişse bir uygulama daha yapılır.

Bir diğer eklem içi tedavi hyaluronik asit tedavisidir. Halk arasında eklem sıvısı takviyesi olarak bilinir. Kireçlenme olan dizlerde eklem sıvısı içinde hyaluronik asit denen eklem yüzlerinin daha kaygan olmasını sağlayan madde azalmıştır. Bu maddenin ağızdan ilaçlarla alınması mümkün değildir bu nedenle dizin içine enjekte edilir. Temel amaç belirtildiği gibi eklem yüzlerinin kaplanarak kayganlığının korunması, eklem arasında hacim oluşturarak yastık gibi gelecek yüklerin dağıtılması, kıkırdak esnekliği ve dayanıklılığının arttırılması, ağrının azaltılmasıdır.

Bir diğer uygulama ise diz içine ozon enjeksiyonu yapılmasıdır. Ozon oksijenden türetilen bir gaz olup antioksidan etkiye sahiptir. Uygulandığı yerde hücrelerde birikmiş toksik maddelerin atılmasını sağlarken hücrelerin oksijenlenmesini de arttırır. Bu şekilde ağrı ve yangıyı azaltır.

Bu tedavilerden hangisinin seçileceği konusuna gelince;

Kortizon yangılı dizlerde hastalığı yatıştırmak için kullanıldığı için diğer uygulamadan farklı yerdedir.Kısa sürede hastayı rahatlatıp, diz içindeki artmış sıvıyı bir anlamda azaltıp yapılacak diğer tedavilere uygun zemin hazırlar.

Hyaluronik asit ve PRP uygulamasına gelince başka faktörler işin içine giriyor. Etkinlik anlamında bakıldığında PRP hyaluronikasite göre daha etkilidir. Ağrıyı azaltma ve fonksiyonelliği arttırmada daha başarılıdır. Ama kan sulandırıcı kullanan hastalarda ilacın etkisi kan pulcukları üzerine olduğu için bu kan pulcuklarının fonksiyonu değişmiştir ve PRP için uygun değillerdir. Bu nedenle kan sulandırıcı hastalarda ilacın bir hafta kesilip sonra PRP yapılması gerekir. Ancak tabii ki kan sulandırıcının kesinlikle kesilmemesi gereken durumlar vardır (geçirilmiş inme, kalp damar hastalığı, stent takılması gibi durumlar), bu hastalarda ilaç kesilemeyeceğinden PRP yapılamaz. O zaman bu hastalarda eklem içi hyaluronik asit uygulamaları yapılabilir.

PRP ve hyaluronik asit için belirtilmesi gereken bir diğer husus diz kireçlenmesinin derecesidir. İleri kireçlenmelerde her iki tedavinin de etkinliği düşüktür. Yalnız bazı hyaluronik asit formülasyonları ileri kireçlenmeler için hazırlanmıştır. Bu formülasyonlar denenebilir.

Eklem içi ozon uygulaması yine son derece etkili bir tedavidir ve ileri kireçlenmelerde de etkili olabilmektedir. Yalnız diğer uygulamalar gibi bir veya 2 kez değil en az 5 defa haftada bir olarak uygulanması gerekir. Ozon tedavisinde de ozon kullanmaya engel olacak tıbbi bir durumun olmamasına dikkat etmek gerekir (favizim, bazı kan hastalıkları gibi). Bunun değerlendirilmesini hekim yapacaktır zaten. Kan sulandırıcı kullanma hyaluronik asit uygulaması gibi ozon için de problem teşkil etmemektedir. Sadece uygulama sonrası artmış bir kanama olup olmadığının hekim tarafından takibi gerekir.

Tüm bunlar genel bilgilendirmelerdir, tedavinin nasıl yapılacağı elbette hekiminizle konuşarak alınan karara göre belirlenecektir.

Sağlıkla kalmanız dileğiyle.

Prof. Dr. Füsun Şahin 

Soru ve görüşleriniz için;

fsnsahin@hotmail.com 

0533 503 40 13 

 

The post Diz Kireçlenmesinde Diz İçine Yapılan Tedaviler first appeared on Denizli Haber Denizli Güncel.

]]>
https://yirmihaber.com/diz-kireclenmesinde-diz-icine-yapilan-tedaviler/feed/ 0