,,
Güncel

Prof. Dr. ÖZ: “Haz ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor”

Prof. Dr. ÖZ: “Haz ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor”

Türkiye yıllardır enflasyon sorunu yaşıyor. Temel sebep? Talep yani tüketim. Toplum, algısını yöneten araçlarla üretmeden ziyade tüketmeye, arz etmekten ziyade talep etmeye alıştırılmış.

Tüketim bir bağımlılık haline gelmiş vaziyette. Cumhurbaşkanlığı tarafından “Bağımlılık” kavramına dikkat çekmeyi amaçlayarak hazırlatılan akademik çalışmalardan biri de “Tüketim Bağımlılığı ve ekonomisi”. 16 farklı bağımlılık dalı için alanında uzman isimlerle söyleşiler yapılmış. İlk söyleşinin Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Cevdet YILMAZ tarafından yapılıp yazıldığı çalışmanın editörlüğü Erol KOÇOĞLU tarafından yapılmış. Pamukkale Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan ÖZ ile de “Tüketim Bağımlılığı ve Ekonomisi” başlığıyla söyleşi yapılıp yayımlanan çalışmada, tüketime yönelik algının nasıl, hangi araçlarla yönetilip yönlendirildiği somut örneklerle ortaya konuluyor.

Pamukkale Üniversitesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’de giderek yaygınlaşan tüketim kültürünün ekonomik ve toplumsal boyutlarına dikkat çekti. Öz, tüketimin artık yalnızca ihtiyaçların karşılanması olmaktan çıktığını belirterek, kredi kartları, reklamlar, sosyal medya ve influencer kültürünün bireylerin satın alma davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini ifade etti. Türkiye’de tüketim alışkanlıklarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten ÖZ, tüketim davranışlarının bireysel bütçelerin yanı sıra ekonomik ve toplumsal yapıyı da etkilediğini söyledi. Geçmişte toplumda “bir lokma, bir hırka” anlayışının, kanaat etmenin ve sahip olunanla yetinmenin önemli bir değer olarak görüldüğünü ifade eden ÖZ, günümüzde ise tüketimin “haz, hız, statü ve görünürlük” üzerinden şekillendiğine dikkat çekti.

“TÜKETİM ARTIK SADECE İHTİYAÇ KARŞILAMAK DEĞİL”

Prof. ÖZ, günümüzde bireylerin alışveriş kararlarının yalnızca ihtiyaçlar doğrultusunda verilmediğini belirterek, sosyal çevre, reklamlar ve dijital platformların tüketim davranışları üzerindeki etkisinin arttığını söyledi. “Bende de olmalı”, “modası geçmeden almalıyım”, “kampanyayı kaçırmayayım” ve “herkes kullanıyor” gibi düşüncelerin tüketiciyi ihtiyaç dışı harcamalara yöneltebildiğini ifade etti. Tüketimin ihtiyaç olmaktan çıkarak bir yaşam biçimine dönüşmesinin “tüketim bağımlılığı” tartışmasını da beraberinde getirdiğini belirten ÖZ, bağımlılık kavramının artık yalnızca madde kullanımıyla sınırlı değerlendirilmediğini kaydetti.

KREDİ KARTLARI TÜKETİMİ HIZLANDIRIYOR

Kredi kartları ve tüketici kredilerinin tüketim davranışlarında önemli bir araç haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. ÖZ, kredi imkanlarının bireylere gelecekte elde edecekleri gelirleri bugünden kullanma imkanı sunduğunu, tabiri caizse olmayan parayı harcattığını söyledi. ÖZ, özellikle kredi kartı borçlarının tamamının ödenmemesi durumunda borcun faiz yüküyle birlikte sonraki dönemlere taşındığını belirterek, bunun hane halkı bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini ifade etti. “Tüketici bugün sahip olmadığı parayı kullanarak gelecekte elde edeceği gelirinin bir bölümünü bugünden harcayabiliyor. Bu durum kontrolsüz hale geldiğinde bireysel borçluluğu artırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“500 LİRA ÜZERİNE ÇIKTINIZ, İNDİRİM İSTER MİSİNİZ?”

Tüketiciyi daha fazla harcamaya yönelten pazarlama yöntemlerinin de giderek çeşitlendiğini belirten ÖZ, belirli tutarın üzerindeki alışverişlerde sunulan indirimler, hediyeler ve kampanyaların tüketicinin başlangıçta planlamadığı ürünleri satın almasına neden olabildiğini söyledi. Online alışveriş platformları ve yapay zeka kullanan mağazaların mobil satış sitelerinin ise tüketici davranışlarını analiz ederek kişiye özel reklam ve kampanyalar sunduğuna dikkat çeken ÖZ, bunun alışverişi ihtiyaç ortaya çıktığında gerçekleştirilen bir eylem olmaktan çıkarıp sürekli hatırlatılan bir davranışa dönüştürebildiğini ifade etti. Hatta sokakta yürürken önünden geçtiğiniz mağazadan size indirim kampanyası mesajı gelerek algınız otomatik tüketime yönlendiriliyor diye konuştu.

SOSYAL MEDYA TÜKETİM BASKISINI ARTIRIYOR

Prof. Dr. Ersan ÖZ, sosyal medyanın tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Bireylerin sürekli olarak başkalarının tatillerini, otomobillerini, evlerini, kıyafetlerini ve yaşam tarzlarını görmesinin karşılaştırma duygusunu artırabildiğini belirterek, influencerlar ve dijital reklamların da tüketim baskısını güçlendirdiğini söyledi. ÖZ, tüketimin zaman zaman statü kazanmanın, görünür olmanın ve sosyal çevrede kabul görmenin, “desinler diye yaşamanın” bir aracı haline gelebildiğini ifade etti.

BAĞIMLILIKLARIN EKONOMİK YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ

Bağımlılıkların yalnızca bireysel bir sorun olmadığını belirten ÖZ, bağımlılıkların sağlık harcamaları, tedavi maliyetleri, iş gücü kayıpları ve sosyal sonuçları nedeniyle ekonomi üzerinde de önemli etkiler oluşturduğunu söyledi.

“Alışverişin her türlüsünü çok seviyoruz, hatta bağımlılık düzeyinde (oniomania). Hemde yılda yaklaşık 400 Milyon adet taksitli işlem yaparak. Yaklaşık 45 Milyon kişi tüketici kredisi kullanarak. Ödemelerimizin yüzde 80’ini kredi kartı, yüzde 20’sini nakit yaparak gerçekleştiriyoruz alışverişlerimizi. Bağımlılıklarımızın Türkiye ekonomisine yükü yıllık yaklaşık 100 Milyar Dolar. Tükettiğimiz ürünler birde ithal ise, ki malesef önemli kısmı öyle, dışarıya döviz transferi de sözkonusu yani dış ticaret açığı ve dolayısıyla cari açığa negatif etki. IMF ve World EconomicForum verilerine göre son 20 yıla baktığımızda dünya tarihinin yaptığı üretime oranla en çok tüketim yapan ülkelerinde ilk sıralardayız desek yanlış olmaz” diyen ÖZ, tüketim bağımlılığının yalnızca “fazla alışveriş yapmak” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, aşırı tüketimin borçluluk, aile bütçesi ve ekonomik kaynakların kullanımına kadar uzanan sonuçları bulunduğunu kaydetti.

“ENFLASYONU TEK BAŞINA TÜKETİMLE AÇIKLAYAMAYIZ”

Türkiye’deki enflasyon sorununun tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayan ÖZ, ancak tüketim ve talep davranışlarının ekonomik dengeler açısından önemli başlıklardan biri olduğunu söyledi. Tüketimin kredi yoluyla finanse edilmesinin talebi canlı tuttuğunu belirterek, ithal ürünlere yönelik yüksek talebin ise döviz ihtiyacı ve dış ticaret dengesi üzerinde negatif etkili olduğuna dikkat çekti.

“DESİNLER DİYE YAŞAMAK EKONOMİK BİR YÜK OLUŞTURUYOR”

Tüketim kültürünün sosyal boyutuna da değinen Prof. Dr. ÖZ, bireylerin zaman zaman gerçek ihtiyaçları yerine çevrenin beklentilerine göre hareket edebildiğini söyledi. Yeni telefon, otomobil, marka kıyafet, daha büyük ev veya daha pahalı tatil gibi tüketim unsurlarının bazı kişiler açısından birer statü göstergesine dönüşebildiğini belirten ÖZ, “Desinler diye” yapılan harcamaların bireyleri gelirlerinin üzerinde tüketmeye ve borçlanmaya itebileceğini ifade etti.

“İHTİYAÇ MI, İSTEK Mİ?”

Tüketim alışkanlıklarının kontrol altına alınmasında bireysel farkındalığın önemli olduğunu vurgulayan ÖZ, alışveriş öncesinde “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunun sorulmasının önemli bir başlangıç olduğunu söyledi. Özellikle çocuklara küçük yaşlardan itibaren tüketim bilinci kazandırılması gerektiğini belirterek, ihtiyaç ile istek arasındaki farkın öğretilmesinin gelecekte daha sağlıklı tüketim alışkanlıklarının oluşmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

“TÜKETEREK DEĞİL, ÜRETEREK BÜYÜMELİYİZ”

Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından tüketim ve üretim arasındaki dengenin önemine dikkat çekti. Teknolojik gelişmelerin ve finansal imkanların hayatı kolaylaştırdığını, ancak tüketimin ihtiyaç sınırlarını aşarak kontrol edilmesi güç bir davranışa dönüşmesinin hem bireysel hem de toplumsal sorunlara yol açabileceğini söyledi. ÖZ, tüketim kültürünün geldiği noktada herkesin kendisine şu soruyu sorması gerektiğini belirterek değerlendirmesini şu anlayışla özetledi:

“Gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi satın alıyoruz, yoksa ihtiyacımız olduğuna inandırıldığımız için mi?”

Tüketim alışkanlıklarının yalnızca aile bütçesini değil, çocukların geleceğini ve ülkenin ekonomik yapısını da ilgilendirdiğini belirten ÖZ, daha bilinçli tüketim ve daha güçlü üretim anlayışının önemine dikkat çekti. “Çözüm daha fazla tüketmekte değil; ihtiyacımız kadar tüketmek, bilinçli yaşamak ve daha fazla üretmekte. Tüketerek değil, üreterek büyümeliyiz.”

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL