TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 301.243
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 55.802
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 318
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 43.856
Sağlık

Diz Kireçlenmesinde Diz İçine Yapılan Tedaviler

Diz Kireçlenmesinde Diz İçine Yapılan Tedaviler

Diz kireçlenmeleri çok yaygın görülen bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Diz eklemi yük taşıyan bir eklem olduğu için hastanın hareket yeteneğini bozar, yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Ağrı genellikle kronik(süreğen) karakterde olduğu içinde hastanın devamlı bir tedavi arayışı içine sokar. Bu arayış içinde diz içine yapılan tedaviler hastalara önerilir. Gördüğümüz kadarıyla bu öneriler hastaların aklını biraz karıştırıyor.

Diz içine hangi müdahaleler yapılabilirşimdi bunu aydınlatmaya çalışalım:

Diz içine yapılan ve hastaların en korktuğu uygulama kortizon iğneleridir. Hasta bu uygulama ile şişmanlayacağını, ödem toplayacağını, tansiyonunun veya şekerinin yükseleceği endişesi taşır. Kemik erimesi gelişeceğinden endişe duyan hasta da gördüm. Bunlar olabilir mi? Evet olabilir. Ama herkeste olacak diye bir şey de yok. Önemli olan kortizon yapılacak hastanın iyi seçilmesidir. Eğer bir hastanın dizinde sıvı toplanmışsa dizde kuvvetli bir yangısal reaksiyon var demektir. Diz sıcak hissedilir ve hareketle, üzerine basma ile ağrı gerçekleşir. İlk yapılması gereken bu yangının iltihaplı romatizma hastalığına veya enfeksiyona bağlı olup olmadığının anlaşılması için kandan romatizma testlerine bakılmasıdır. İltihaplı romatizma yoksa yangısal reaksiyona bağlı bu sıvının orada bulunması bir anlamda dizin daha da hasarlanmaya gitmesi demektir. Bu sıvının uzaklaştırılması için antiromatizmal ilaçlar, istirahat ve buz uygulamaları ile tedaviye başlanır. Ama bazen bu yöntemlerle dizi yatıştırmak mümkün olmaz. O zaman dizin içine kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Yapılan bu kortizon bir defaya mahsus olduğu için yan etki olasılığı düşüktür. Ama yine de kontrolsüz yüksek tansiyonu olan, açlık kan şekeri 200’ün üzerinde olan hastalarda yapılmamalı veya dikkatle yakından takip edilmelidir. Enjeksiyon sonrası yapılan ilaca bağlı olarak şeker ve tuzun kaç gün azaltılacağı hekim tarafından bildirilir. İyileşme hızlı gerçekleşir ancak etki genellikle 4-6 hafta sürer. Bu zaman içinde diğer tedavilerle ağrı kontrolünün yapılması gerekir.

Bir diğer tedavi şekli PRP (PlateletRichPlazma) (trombositten zengin serum) tedavisidir. Hastanın kendi kanındaki kan pulcuklarının yoğunlaştırıp alınması ve ekleme verilmesi esasına dayanır. Hastanın kolundan kan alınır işlemden geçirilir, kan pulcuklarının biriktiği katman alınır ve bir enjektör aracılığı ile dizin içine verilir. Kan pulcukları aslında kan pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerdir. Vücutta herhangi bir yerde yaralanma olduğunda bu hücreler oraya birikir ve yara iyileşme sürecini başlatır. İşte tam bu nedenle kireçlenme hastalarında kullanılır.

Kireçlenme hastalarında hem eklem kıkırdağı hem de eklem içindeki menisküs, bağ gibi yumuşak dokular hasar görür. Kan pulcuklarını yoğun bir şekilde eklem içine verince hasarlı doku ile temas eden pulcuklardan yara iyileşmesini sağlayan ve yara iyileşmesini sağlayan diğer faktörleri çeken maddeler salgılanır. Böylece hasarlı bölgelerin tamiri sağlanır. Tamir süreci yaklaşık 3 hafta sürer. İlk uygulama sonrası 3-5 gün ağrıda hafif artış olabilir. Bu tamamen iyileşme sürecinin başlaması ile ilgilidir. Üçüncü haftanın sonunda ağrı tam geçmemişse bir uygulama daha yapılır.

Bir diğer eklem içi tedavi hyaluronik asit tedavisidir. Halk arasında eklem sıvısı takviyesi olarak bilinir. Kireçlenme olan dizlerde eklem sıvısı içinde hyaluronik asit denen eklem yüzlerinin daha kaygan olmasını sağlayan madde azalmıştır. Bu maddenin ağızdan ilaçlarla alınması mümkün değildir bu nedenle dizin içine enjekte edilir. Temel amaç belirtildiği gibi eklem yüzlerinin kaplanarak kayganlığının korunması, eklem arasında hacim oluşturarak yastık gibi gelecek yüklerin dağıtılması, kıkırdak esnekliği ve dayanıklılığının arttırılması, ağrının azaltılmasıdır.

Bir diğer uygulama ise diz içine ozon enjeksiyonu yapılmasıdır. Ozon oksijenden türetilen bir gaz olup antioksidan etkiye sahiptir. Uygulandığı yerde hücrelerde birikmiş toksik maddelerin atılmasını sağlarken hücrelerin oksijenlenmesini de arttırır. Bu şekilde ağrı ve yangıyı azaltır.

Bu tedavilerden hangisinin seçileceği konusuna gelince;

Kortizon yangılı dizlerde hastalığı yatıştırmak için kullanıldığı için diğer uygulamadan farklı yerdedir.Kısa sürede hastayı rahatlatıp, diz içindeki artmış sıvıyı bir anlamda azaltıp yapılacak diğer tedavilere uygun zemin hazırlar.

Hyaluronik asit ve PRP uygulamasına gelince başka faktörler işin içine giriyor. Etkinlik anlamında bakıldığında PRP hyaluronikasite göre daha etkilidir. Ağrıyı azaltma ve fonksiyonelliği arttırmada daha başarılıdır. Ama kan sulandırıcı kullanan hastalarda ilacın etkisi kan pulcukları üzerine olduğu için bu kan pulcuklarının fonksiyonu değişmiştir ve PRP için uygun değillerdir. Bu nedenle kan sulandırıcı hastalarda ilacın bir hafta kesilip sonra PRP yapılması gerekir. Ancak tabii ki kan sulandırıcının kesinlikle kesilmemesi gereken durumlar vardır (geçirilmiş inme, kalp damar hastalığı, stent takılması gibi durumlar), bu hastalarda ilaç kesilemeyeceğinden PRP yapılamaz. O zaman bu hastalarda eklem içi hyaluronik asit uygulamaları yapılabilir.

PRP ve hyaluronik asit için belirtilmesi gereken bir diğer husus diz kireçlenmesinin derecesidir. İleri kireçlenmelerde her iki tedavinin de etkinliği düşüktür. Yalnız bazı hyaluronik asit formülasyonları ileri kireçlenmeler için hazırlanmıştır. Bu formülasyonlar denenebilir.

Eklem içi ozon uygulaması yine son derece etkili bir tedavidir ve ileri kireçlenmelerde de etkili olabilmektedir. Yalnız diğer uygulamalar gibi bir veya 2 kez değil en az 5 defa haftada bir olarak uygulanması gerekir. Ozon tedavisinde de ozon kullanmaya engel olacak tıbbi bir durumun olmamasına dikkat etmek gerekir (favizim, bazı kan hastalıkları gibi). Bunun değerlendirilmesini hekim yapacaktır zaten. Kan sulandırıcı kullanma hyaluronik asit uygulaması gibi ozon için de problem teşkil etmemektedir. Sadece uygulama sonrası artmış bir kanama olup olmadığının hekim tarafından takibi gerekir.

Tüm bunlar genel bilgilendirmelerdir, tedavinin nasıl yapılacağı elbette hekiminizle konuşarak alınan karara göre belirlenecektir.

Sağlıkla kalmanız dileğiyle.

Prof. Dr. Füsun Şahin 

Soru ve görüşleriniz için;

fsnsahin@hotmail.com 

0533 503 40 13 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL